Mehmet AKKAYA

Mehmet Akkaya

 

Emperyalizminenerji planı ve Hükümetler

 

AB ve ABD emperyalistleri ve onların örgütleri olan IMF, Dünya Bankası OECD vb. Cumhuriyetin kamu kuruluşlarının tasfiyesi, iç pazarın yabancıların eline geçmesi ve Kurum ve Kuruluşlarıyla merkezi devletin tasfiye edilerek eyaletlere parçalanması planını yıllar yılı Hükümetlerin önüne koydular. 1980’li yıllarda ortaya çıkan ve 90’lı yıllarda hızlanan bu planı Türkiye’nin neredeyse bütün Partileri benimsediler, programlarına yazdılar, Hükümete geldiklerinde an ve an emperyalistlere hesap vererek uyguladılar.

İktidara gelmenin ABD ve AB’ye yaslanmakla olacağını düşünen, seçimleri ve halkla ilişkiyi bu amaçlarının perdelenmesinde kullanan Partiler, bir gecede ilham alırcasına amaçlarına aynı şeyleri yazdılar.

1-Merkezi devlet hantaldır. Devletin yetki ve olanaklarını il özel idarelerine ve belediyelere dağıtmak lazımdır.

2-Cumhuriyetin Devletçi ve kamucu Planlı ekonomisi yerine Emperyalist tekellere sonuna kadar iç pazarı açan piyasa ekonomisi modeline geçmek gerekir.

3-Devlete ait bütün kurum ve kuruluşları hızla satmak gerek. Bu plan hızlanarak uygulanan son 20 yıllık aşamalarıyla ve her adımda verilen hesaplarla Cumhuriyetin dev kurumları, ulusal ekonominin stratejik kaleleri tasfiye edildi ya da kapatıldı.

Emperyalist devlet ve örgütler, kamu kurumlarının satılması ve tasfiyesi hakkındaki Hükümetlerle hemen her yazışma ve görüşmelerinde ısrarla beş alan üstünde durdular. Bunlar, bankacılık, Telekom, enerji, TEKEL ve tarımdı. Bütün kurum ve kuruluşlarımızı adını vererek tek tek satılması yönünde baskılar yapmaları yanında, her raporda istisnasız bu 5 alan emperyalistlerin tasfiyesi için taviz vermek istemedikleri alan oldu.

Bu yazıda ihanetlerin serüvenini ya da ekonominin belkemiği beş alanda emperyalist planın uygulanmasında hükümetlerin ve Partilerin hangi ihanetleri yaptıklarını değil, sadece enerji sektöründe emperyalist planın nasıl uygulandığını ele alacağım:

Diğer kurumlarımızın başına gelenlerde olduğu gibi, enerji sektöründe dışa bağımlılığımız, ulusal sektörümüzün tasfiyesi ve yabancıların ulusal sektördeki paylarının hızla artması, tümüyle emperyalist planlardır ve emperyalistlerle amaçlarını birleştiren Hükümet ve Partilerce uygulanmıştır. Aşağıda bu emperyalist planın ve bu planın emrine giren Türkiye Hükümetlerinin uygulamalarını ve Siyasi Partilerin emperyalist amaçlara uyarlanmış belgelerini bulacaksınız.

Önce Emperyalist devlet ve örgütlerin Enerji alanında Hükümetlere hangi talimatları verdiklerinin örneklerine bakalım*

 

1 -Emperyalist devlet ve örgütlerin enerji konusunda emirlerinin belgeleri,

 

A- Avrupa Birliği’nin enerji sektörümüz hakkında Hükümetlere emirleri;

 

Avrupa Birliği dünya enerji pazarında nasıl bir hegemonik amaç güttüğünü ve bu uğurda hangi emperyalist pervasızlıkları uygulayabileceğini, raporu yazdığı Hükümetle amaç birliği içinde olduşundan tereddüt etmediği için,  Türkiye’ye yazdığı raporlarda saklamamış. ‘Enerji piyasanızı parçalayarak tasfiye edin’ diyorlar. Bu da yetmemiş, içeri alacağım diye kandırdığı Hükümetlere başka bir görev daha veriyor; ‘Türkiye bizim adımıza enerji yollarının bekçisi olmalıdır’ diyor. Belgelerinden okuyalım:

 

a- ‘Türkiye bizim için enerji yollarının bekçisi olmalı’

 

Belge-1;  ‘‘Jeopolitik bölümünde de vurgulandığı üzere, Türkiye genişleyen AB’nin enerji arzı güvenliğini temin etmek yönünde önemli bir role sahip olacaktır ve önemli bir doğal gaz ve petrol transit ülkesi olarak gelişmesi beklenmektedir. Türkiye’nin katılımı AB sınırlarını Ortadoğu ve Hazar havzasındaki dünyanın enerji zengini bölgelerine genişletecektir. Özellikle, 2004 yılında bir gaz aktarıcısının inşaatına başlanacaktır ve Türkiye, İran’ın dahil olduğu Hazar havzasının da tedarikçi olabileceği daha önceden planlanmış olan “Nabucco” gaz boru hattı projesini (Türkiye- Bulgaristan-Romanya-Macaristan-Avusturya) desteklemektedir. Ayrıca, projede Mısır ile Irak ve İran’dan AB’ye gaz getirmek üzere Arap ülkeleri ile de işbirliği içinde olması, bu kaynaklara güvenli ulaşım ve bunların AB tek pazarına güvenli transferine yardımcı olacaktır.’’ [1]

 

Belge-2;  ‘‘Türkiye’nin üyeliği, AB’nin enerji yollarını daha iyi bir şekilde güvence altına almasına yardımcı olacaktır. Bu su kaynakları ve bağlantılı altyapının yönetilmesi açısından AB’nin yeni politikalar geliştirmesini muhtemelen gerekli kılacaktır. AB’nin çevre, ulaşım enerji ve tüketiciyi koruma konularındaki diğer politikalarının Türkiye tarafından iyi bir şekilde uygulanması, bunların sınır ötesi etkilerinden dolayı başka yerlerdeki AB vatandaşları üzerinde de önemli bir olumlu etki yaratacaktır.’’[2]

 

a- Enerji sektörünü satın!

 

Belge- 1; ‘‘Halen, enerji sektörü esas olarak devlet şirketlerinden oluşmaktadır. Türk hükümeti; kömür, petrol, elektrik ve gaz gibi farklı alt-sektörlerin özelleştirilmesini öngören, enerji sektörüne yönelik bir özelleştirme programı geliştirmiştir.

Enerji tüketiminde beklenen büyük artışı karşılamak için, Türkiye, enerji sektörünü dışa açmalı ve böylece yabancı yatırım çekmelidir.

Telekomünikasyon ve bir ölçüde enerji ve ulaştırma gibi geleneksel olarak tekellerin ağır bastığı sektörlerde ulusal piyasaların açılmasına ilişkin konular da bu çerçeveye girer.’’[3]

 

Belge- 2;  ‘‘Türkiye’nin enerji politikası hedefleri, büyük ölçüde, AB’ninkiler ile uyumludur ve enerji tedarik güvenliği, çeşitlendirme, piyasa ilkeleri, çevresel normlar ve verimlilik artışını içerir. Özelleştirme ve uluslararası tahkim olanağı getiren son Anayasa değişikliği, bu sektörde önemli bir gelişme olmuştur. Türkiye, aynı zamanda, enerji sektöründe bağımsız düzenleyici kurul oluşturmuştur.*

Bundan sonra atılacak adımlar, enerji iç piyasası, petrol stokları, katı yakıtlar sektöründeki devlet müdahaleleri, enerji iletimi ve dağıtımındaki kayıplar dahil enerji verimliliğinin iyileştirilmesi, yenilenebilir enerjilerin kullanılmasının teşvik edilmesi ve Euratom müktesebatı gibi alanlarda uyumlulaşmayı içermelidir.

Anayasa, uluslararası tahkime izin verecek şekilde değiştirilmiştir. Bu değişiklik, elektrik sektörünün özelleştirilmesini ve altyapı yatırımlarını kolaylaştırmalı ve doğrudan yabancı yatırımlar için önemli bir engeli ortadan kaldırmalıdır. Özelleştirmeye devam edilmeli…’ [4]

 

Belge- 3; ‘‘Elektrik ve gaz sektörleri için bağımsız bir düzenleyici kurum oluşturulması: bu kurumun görevlerini etkin bir biçimde yapmasını sağlayacak yetki ve araçların verilmesi.

Enerji kuruluşlarının yeniden yapılandırılması ve muhtelif sektörlere girişin daha da serbestleştirilmesi; idari ve düzenleyici yapıların güçlendirilmesi.

Başta elektrik ve gaz yönergeleri ile piyasaların açılması olmak üzere, iç enerji piyasasının kuruluşuna yönelik hazırlıkların yapılması.’’[5]

 

Belge- 4; ‘‘En dikkate değer özelleştirme projeleri, akaryakıt dağıtımcısı POAŞ’taki %51 hissenin satılması ve TÜPRAŞ petrol rafinerisiyle ilgili ilk halka arzın tamamlanması oldu… Enerji piyasasını serbestleştirmek için önemli adımlar atılmıştır.’’ 

 

Belge- 5; ‘‘IMF’den kredi alma koşullarının bir parçası olarak, Türkiye enerji sektörünü daha da açmayı ve serbestleştirmeyi taahhüt etmiştir. 

Türkiye’de elektrik üretim ve iletim faaliyetleri, dağıtım faaliyetlerinden ayrılmıştır. Özel sektör, üretim ve dağıtıma katılmaktadır. Daha ileri düzeyde yeniden yapılanma, öngörülen Elektrik Piyasası Kanunu’nun kabul edilmesine kadar ertelenmiştir.

Fiyatlar ve tarifeler, bağımsız bir organ tarafından tespit edilmemektedir: devlet enerji kuruluşları bu konuda hâlâ önemli bir rol oynamaktadır.

Petrol ve gaz alanındaki devlet şirketi (BOTAŞ) hâlâ kanuni bir tekel konumuna sahiptir ve doğal gaz fiyatlaması yanında, doğal gaz ithalinde tek yetkilidir. Ancak, yabancı veya özel mülkiyet veya dağıtım önünde engeller yoktur ve bu tekel yeniden yapılanma sürecinde tamamen kaldırılacaktır. Var olan mevzuatta şebekeye erişim zaten öngörülmüştür. Gaz piyasasının yeniden yapılandırılması planlanmaktadır. 

Çıkarma, rafinaj, dağıtım ve taşıma faaliyetlerini kapsayan dört devlet işletmesi eliyle, petrol sektöründe hâlâ bir devlet hakimiyeti vardır ve boru hattıyla taşımacılık hâlâ BOTAŞ’ın sorumluluğu altındadır. Söz konusu dört şirket, tekel değildir fakat bir hakim pazar payına sahiptirler.

*BOTAŞ’ın yakında parçalanması beklenmektedir ve yabancı katılım için ortam elverişlidir. 

Genel olarak, enerji sektörünün yeniden yapılanmasında Türkiye’nin önceliği, özelleştirme ve yatırımların çekilmesi üzerindedir. Her sektörün açılması ve rekabetin teşvik edilmesi buna mutlaka eşlik etmelidir. Ayrıca, elektrik sektörü başta olmak üzere, enerjiyle ilgili kuruluşlarda mali disiplini arttırma gereği vardır. Bağımsız düzenleyici makamlar kurulması bu süreçte yararlı olacaktır. 

Rekabet gücü ve enerji iç pazarı konularında, enerji sektöründe yapısal reform için çok gerekli bir ilk adım, yani serbestleşme önündeki engellerin kaldırılması ve yatırımların teşvik edilmesi, uluslararası tahkim ve özelleştirme amacıyla Türk anayasasının değiştirilmesi oldu. Bütün sektörlerin yeniden yapılandırılması başlamıştır, fakat her sektörü açmak ve rekabeti teşvik etmek ihtiyacından ziyade özelleştirme ve yatırımların çekilmesi üzerinde çok durulmaktadır.’’ [6]

 

Belge- 6; ‘‘Enerji alanında, elektrik ve gaz sektörlerinde önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. Bu yıl içinde benimsenen iki yasa Türkiye'yi tek enerji pazarına hazırlamaktadır. Uyum çabaları arttırılmalıdır. Piyasanın açılması, ağlara giriş ve yeni kapasite üretimi ile ilgili yeni düzenlemeler hazırlanmalıdır.’’ [7]

 

Belge- 7; ‘‘Özellikle devlet teşebbüsleri veya özel ve münhasır haklara sahip teşebbüslere karşı anti-tröst alanında uygulamaya ilişkin kayıtların güçlendirilmesi.

Enerji kuruluşlarının yeniden yapılandırılması, müktesebata uyumlu olarak, enerji piyasasının rekabete açılması, idari ve düzenleyici yapıların güçlendirilmesi.

Elektrik ve doğal gaz sektörlerindeki düzenleyici otoritenin bağımsızlığının ve etkililiğinin sağlanması; söz konusu otoriteye görevlerini etkili biçimde yerine getirmesi için gereken imkanların sağlanması.

Elektrik ve doğal gaz direktiflerine uygun olarak rekabetçi bir enerji iç pazarının kurulmasının sağlanması.’’ [8]

 

Bu raporlardan ve talimatlardan haberdar olmayanlar, enerji alanında adım adım uygulanan Kamu’yu yıkma planının, milli ihtiyaçlar için olduğunu sanıyorlarsa, büyük bir gaflet içindedirler.

Şimdi ABD ve AB’nin örgütleri olan Dünya Bankası, IMF ve OECD’nin Hükümetlere verdikleri emirlerden bazı örmekler okuyalım:

 

B- Dünya Bankası’nın enerji konusunda Hükümetlere emirleri;

 

Belge-1- 1996 Yılı Dünya Bankası Raporu; ‘Ne var ne yok satacaksınız?’

Dünya Bankası yöneticileri 1996 Nisan ayında, Türk-İş Konfederasyonunu ziyaret ederek orada sendika yöneticileriyle beraber basın toplantısı yaptılar. Türkiye’nin en büyük işçi konfederasyonunda yanlarında sendika yöneticileri olduğu halde basın açıklamasında alenen verdikleri emirlerde, mezarda emeklilik, kıdem tazminatının tasfiyesi ve bütün kurum ve kuruluşların satılması idi.

Bu talimatların enerji konusundaki bölümü şöyle;

 ‘‘ - Yap-işlet-devret/yap-işlet-sahip ol modellerinde uygun değişiklikler yapılarak altyapıda (enerji-ulaşım ve haberleşme) özel yatırımlar hızlandırılmalıdır.

- THY, Türk TELEKOM, TÜPRAŞ ve BOTAŞ’ın çoğunluk hisseleri süratle özelleştirilmelidir. ’’ [9]

 

*Belge-2- Dünya Bankası’nın Hükümete gizli raporu (1993);

            ‘‘KİT’lerin özelleştirilmesi sorunu radikal biçimde çözülmeli…’’ [10]

C- IMF Türkiye Raporu’nda enerji konusunda emirler;

 

 ‘‘Yetkili makamların… özelleştirme planlarını güçlendirmesi ve piyasa ekonomisinin işleyişini kolaylaştıracak şekilde adli sistemi reforma tabi tutması gerekiyor.

Özelleştirmedeki gelişmeler hayal kırıklığı yaratmaktadır. Hükümet özelleştirme konusunda pek başarı gösteremedi. Geçen yıl PETKİM, TEKEL ve TÜPRAŞ gibi büyük kuruluşların özelleştirilmesinde başarı sağlanamadı.’’[11]

 

2- Emperyalist devlet ve örgütlere enerji konusundaki emirlerine Hükümetlerin ve Partilerin cevapları ve yaptıkları

 

A-               Ecevit-Bahçeli-Yılmaz Hükümeti, İMF’nin emirlerini nasıl uyguladı

 

Belge -1; Petrol Ofisi ve TÜPRAŞ’ı satıyoruz;

‘‘2000 yılı özelleştirme gelirlerine ilişkin hedeflerin tutturulması  aciliyetini korumaktadır. Petrol Ofisi A.Ş.’nin hisselerinin %51’inin satışına ilişkin ihale 3 Mart’ta tamamlanmış olup, yakın bir zamanda TÜPRAŞ’ın (Türkiye’nin en büyük petrol rafinerisi) %15 hissesinin halka arz yoluyla satışının başlatılmasını beklemekteyiz. ’’ [12]

 

 Ve sattık

Belge -2; ‘‘Programın hedeflerine ulaşma yolunda önemli ilerlemeler kaydedilmiştir …Özelleştirme gelirleri dahil faiz dışı fazla ile toplam açık için öngörülen endikatif hedefler de tutturulmuştur. …

Petrol Ofisi A.Ş.’nin 10 Mart tarihli Niyet Mektubu’nda yeralan, %51’lik hisse satışına ek olarak, iki önemli operasyon gerçekleştirilmiştir: Tüpraş hisselerinin yüzde 31 ½ ’sinin halka arzı ve bir GSM lisansının satışı. GSM lisansının satışından sağlanan gelir (KDV hariç) yaklaşık 2.5 milyar ABD Dolarına ulaşacaktır. Bu özelleştirme işlemlerinin toplamı 5 milyar ABD Doları tutarında olup, bu tutarın büyük bir kısmının bu yıl nakit olarak girişi beklenmektedir. Şu ana kadar bu işlemlerden sağlanan nakit gelir 1 ¼ milyar ABD Dolarına ulaşmıştır. GSM lisansı satışından sağlanan gelirlerin yılın üçüncü çeyreğinde nakde dönüştürülmesi beklenmektedir.’’ [13]

 

 

B- Ecevit – Bahçeli - Yılmaz Hükümeti, AB’nin enerji hakkındaki emirlerini nasıl uyguladı;

Ecevit – Bahçeli - Yılmaz Hükümeti, 2001 yılında AB emperyalistlerine binlerce sayfalık taahütlerde bulundular. ULUSAL PROGRAM adını verdikleri bu taahütleri Meclis kararı haline getirdiler. Daha sonra AKP Hükümeti sırasında 2. ve 3. kez hazırlanan ve ilkinin devamı olduğu belirtilen Ulusal Program adlı taahütlerle, devletin her alanını emperyalist amaçlar için hallaç pamuğu gibi dağıttılar. Devleti tasfiye etme, Orduya düşmanlık, Kıbrıs’dan Türk Ordusu’nun çıkartılarak oranın emperyalistlere teslim edilmesi, Güneydoğu’nun parçalanması, Kuzey Irak’taki Kukla devletin tanınması ve himayesi, Cumhuriyetin ekonomisini tasfiye etmek ve iç pazarı emperyalist tekellere sunmak şeklinde özetlenecek bir uygulamayı AB gözetiminde sürdürdüler.

Aşağıda okuyacağınız belge,  Ecevit-Bahçeli Yılmaz Hükümeti’nin 2001 yılında Meclis Kararı haline getirdiği taahütlerinden enerji ile ilgili bölümlerdir;

 

Satışlara Özal 1984’te başladı, biz devam ettiriyoruz;

 

‘‘Elektrik sektöründe… 1984 yılında özelleştirme faaliyetleri başlatılmıştır.

19 Aralık l984 tarih ve 18610 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan "Türkiye Elektrik Kurumu Dışındaki Kuruluşların Elektrik Üretimi, İletimi, Dağıtımı ve Ticareti ile Görevlendirilmesi" hakkındaki 3096 sayılı Kanun yürürlüğe girerek, TEK dışındaki özel hukuk hükümlerine tabi sermaye şirketlerinin elektrik üretimi, iletimi, dağıtımı ve ticareti ile görevlendirilmesine imkan tanınmıştır.

4283 sayılı Yap-İşlet Kanunu 19 Temmuz 1997 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Kanunun uygulama esaslarını içeren Yönetmelik ise, 29 Ağustos 1997 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Söz konusu model ile özel şirketler, mülkiyeti kendilerine ait olmak üzere, termik santral kurup işletebilmektedir.

Özel veya yabancı yatırımların teşvik edilmesinde temel bir engel olarak nitelendirilen “Uluslararası Tahkim” hususu, 2000 yılında TBMM tarafından gerçekleştirilen Anayasa değişikliği ile çözüme kavuşturulmuştur.

 

Anayasa’daki devletleştirme maddesine özelleştirme kavramını soktuk

‘‘13 Ağustos 1999 tarihli 4446 sayılı Kanun ile yapılan Anayasa değişikliği ile Anayasanın “Devletleştirme” başlığını taşıyan 47inci maddesine “Özelleştirme” kavramı da ilave edilmiş ve özel hukuk sözleşmeleri ve uluslararası tahkim hususları da 125inci maddede düzenlenmiştir. 155inci madde ise, Danıştay’ın kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmeleri hakkında iki ay içerisinde düşüncesini bildirmesine yönelik olarak değiştirilmiştir.

Söz konusu değişiklikle, ulusal ve uluslararası tahkim ile özelleştirme kavramına Anayasamızda yer verilmiştir. Anayasa değişikliğine paralel olarak çıkartılması gereken uyum yasaları kapsamında;

18 Aralık 1999 tarihinde, 4492 sayılı Kanun ile 2575 sayılı Danıştay Kanununda ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda değişikliğe gidilmiş ve Danıştay’ın kamu hizmeti imtiyaz sözleşmelerine ilişkin olarak “inceleme yetkisi”, “düşüncesini bildirmek” olarak değiştirilmiştir. Tahkim yolu öngörülmeyen kamu hizmeti imtiyaz sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklarda yine Danıştay yetkili olmaktadır.

20 Aralık 1999 tarihinde, 4493 sayılı “Bazı Yatırım Ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun” ile Yap-İşlet-Devret yöntemini düzenleyen 3996 sayılı Kanunda yapılan değişiklikle, Kanunun 2nci maddesine "elektrik üretim, iletim, dağıtım ve ticareti" ibaresi eklenmiştir. Kanunun 5inci maddesinde yapılan değişiklik ile idare ile sermaye şirketi ya da yabancı şirket arasında bu Kanun uyarınca akdedilen sözleşmelerin özel hukuk hükümlerine tabi olduğu hükme bağlanmıştır.

 

Tahkim kanununu çıkardık, iç hukukumuzu size teslim ettik

‘‘21 Ocak 2000 tarihinde, 4501 sayılı “Kamu Hizmetleri İle İlgili İmtiyaz Şartlaşma ve Sözleşmelerinden Doğan Uyuşmazlıklarda Tahkim Yoluna Başvurulması Halinde Uyulması Gereken İlkelere Dair Kanun” yürürlüğe konularak kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz sözleşmelerinde, bu sözleşmelerden doğan uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözümlenmesi durumunda, taraflarca sözleşme yapılırken uyulması gereken ilke ve esaslar belirtilmiştir. Bu Kanun ayrıca, mevcut imtiyaz sözleşmelerinden özel hukuk statüsüne geçmek isteyenlerin veya imtiyaz statüsü ile devam edip uyuşmazlıkların çözümü için tahkim yolunu kabul etmek isteyenlerin başvurmalarını öngörmekte ve söz konusu başvuruların değerlendirme yetkisi Bakanlar Kurulu'na verilmektedir. 4501 sayılı Kanunun bazı maddelerinin Anayasaya aykırılık iddiası ise, Anayasa Mahkemesinin 20 Temmuz 2000 tarih ve 2000/17 sayılı Kararı ile reddedilmiştir. ’’

 

TEK’i parçalayıp satacağız;

 

‘‘Temel hedefler… devlet, özel sektör ve yabancı sermayenin enerji alanında yatırımlarının artırılması temel amaç olarak benimsenmiştir.

Bu çerçevede, ulusal enerji sektörünün yeniden yapılandırılması ve sektörde yatırıma yönelik finansal kısıtlamaların aşılması amacıyla Yap-İşlet-Devret (YİD), Yap-İşlet (Yİ) ve İşletme Hakkı Devri gibi modeller geliştirilerek uygulamaya konulmuştur.

…enerji sektörünün de tam anlamıyla rekabete açılabilmesi ve bu alanda kamu yükünün azaltılması amacıyla elektrik dağıtımı ve enerji santrallerinin işletme hakları özel kesime devredilecektir.

Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren 24 aylık süreyi kapsayan hazırlık dönemini takiben yeni sisteme geçilecektir. Elektrik Piyasası Düzenleme Kurulu piyasada serbest rekabet koşullarının oluşumunu sağlayacak ve denetleyecektir.

Türkiye Elektrik Kurumu (TEK), Türkiye Elektrik Üretim-İletim A.Ş. Genel Müdürlüğü ve Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. Genel Müdürlüğü olarak ikiye ayrılmıştır.

2026 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi, Türkiye Elektrik Üretim Anonim Şirketi ve Türkiye Elektrik Ticaret ve Taahhüt Anonim Şirketi  ünvanlı üç ayrı İktisadi Devlet Teşekkülü şeklinde teşkilatlandırılmış olup, söz konusu Bakanlar Kurulu kararı 2 Mart 2001 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. ’’

 

c- Termik santralleri de satıyoruz;

 

‘‘İşletme Hakkı Devri modeli (TOOR) çerçevesinde, bir adet açık işletme (Çayırhan) Temmuz 2000 tarihi itibarıyla özel sektöre devredilmiştir.

Hükümet tarafından TOOR modeli çerçevesinde, on dört termik santralin (sekiz adeti kömür sahaları ile birlikte) 2000 yılı sonu itibarıyla özel sektöre devri planlanmaktadır. ’’ [14]

 

C-AKP Hükümeti İMF’nin emirlerini nasıl uyguladı

 

Önceki hükümetlerin yaptığı gibi, AKP hükümeti sırasında da IMF’nin emirlerine karşılık, an be an rapor rapor verilmiş, verilen raporları yeterli bulmayan IMF yöneticilerine Devletin en ücra köşelerine kadar bizzat denetleme olanağı sağlanmıştır.

Aşağıda AKP Hükümetlerince IMF’ye verilen raporlarda enerji konusunda emirleri nasıl uyguladıklarını anlatışlarının örneklerini okuyacaksınız.

 

Kamu sektörünü tasfiye ediyoruz;

Belge -1; ‘‘Her halükârda, özelleştirme için zemin hazırlanmasına yardım için söz konusu reformun kapsamının genişletilmesine ve mevcut kanunun bütünüyle gözden geçirilmesine karar verilmiştir.  (yeni bir yapısal kriter).

Sermaye Piyasası Kurulu, Rekabet Kurumu, Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurumu, Telekomünikasyon Kurumu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, Tütün Kurulu ve Kamu İhale Kurulu’ndan oluşmaktadır. ’’ [15]

 

TÜPRAŞ’ı satacağız;

Belge -2; ‘‘Mevcut piyasa koşullarının, global satışı destekleyecek nitelikte olmamasından ötürü, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, TÜPRAŞ’ın özelleştirme hazırlıklarını 2003 yılının ikinci çeyreğinde stratejik bir yatırımcıya blok satış yapılmasına imkan verecek şekilde sürdürmektedir. TÜPRAŞ’ı, çoğunluk hisseleri özel sektöre ait bir şirket haline getirecek diğer yöntemler de (örneğin, hisse senedine çevrilebilir tahvil ihracı) piyasa koşullarına bağlı olarak dikkate alınacaktır. ’’ [16]

 

Belge -3; ‘‘Özelleştirme hız kazanmaktadır. Aralık ayında TBMM tarafından kabul edilen yeni Petrol Piyasası Kanunu’nun olumlu etkisi ile yakın zamanda başarı ile gerçekleştirilen TÜPRAŞ ihalesi, 2004 yılı için iyi bir başlangıç teşkil etmiştir. TÜPRAŞ’ın yüzde 66 oranındaki hissesinin, ihaleyi 1,3 milyar ABD Doları bedelle kazanan teklif sahibine satışı Özelleştirme Yüksek Kurulu tarafından Şubat ayında onaylanmış olup, satışın Nisan ayı ortasına kadar tamamlanması beklenmektedir. ’’ [17]

 

Belge -4; ‘‘Mart 2005’te Tüpraş’ın yaklaşık %15’lik hissesi İMKB vasıtasıyla yatırım fonlarına satılarak 440 milyon ABD Doları gelir elde edilmiştir. 2005 yılında kalan %51’lik hissenin blok satış yöntemiyle satılması planlanmaktadır. ’’ [18]

 

PETKİM’i satacağız;

Belge -5; ‘‘PETKİM’in satış ihalesini kazanan teklif 6 Haziran 2003 tarihinde ilan edilmiş olup Özelleştirme Yüksek Kurulu tarafından onaylanmıştır. PETKİM’e ilişkin potansiyel yatırımcılarla kısa zaman içinde tekrar görüşülecektir. ’’ [19]

 

Belge -6;  ‘‘Petkim’in %34,5’lik hissesinin halka arzına ilişkin süreç Nisan ayı ortasında tamamlanmış ve 288 milyon ABD Doları gelir sağlanmıştır. ’’ [20]

 

Belge -7; ‘‘Türk Telekom, Tüpraş ve Erdemir özelleştirmeleri tamamlanmıştır. İleriye yönelik olarak, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı portföyü altındaki kalan diğer kamu sermayeli şirketlerin özelleştirilmesine devam edilmesi hedeflenmektedir. Bu bağlamda, yakın zamanda geçirilen kanuni düzenleme ile elektrik dağıtım şirketlerinin özelleştirilmesi kolaylaşmıştır. Söz konusu şirketlerin özelleştirmelerine bu yıl içinde başlanması beklenmektedir. ’’ [21]

 

Belge -8; ‘‘Bu yıl TÜPRAŞ Rafinerileri, Erdemir ve mobil telefon işletmecisi Telsim (TMSF tarafından satılmıştır) de dahil olmak üzere birçok büyük ölçekli özelleştirme anlaşması sonuçlandırılmıştır. Başta TEDAŞ Elektrik Dağıtım Şebekeleri, elektrik üretim tesisleri, TEKEL tütün birimi, Milli Piya

Bu Yazı 254 kez Okundu.
Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmamıştır

Yazarın Diğer Yazıları

- 2010-06-15
26 Mayıs’ta Genel Grev Neden Olmadı? - 2010-06-01
30 Madencimizin Ölümünün Sorumlusu Kim? - 2010-05-28
Şekerdeki İhanet Belgeleri.. - 2010-02-16
Şekerdeki İhanet Belgeleri.. - 2010-02-13
Şekerdeki İhanet Belgeleri.. - 2010-02-12
Şekerdeki İhanet Belgeleri.. - 2010-02-11
Şekerdeki İhanet Belgeleri.. - 2010-02-10
Şekerdeki İhanet Belgeleri.. - 2010-02-09
Şekerdeki İhanet Belgeleri.. - 2010-02-08
Tekel İle İlgili Yazı Dizisi... - 2010-02-05
Tekel İle İlgili Yazı Dizisi... - 2010-02-04
Tekel İle İlgili Yazı Dizisi... - 2010-02-03
Tekel İle İlgili Yazı Dizisi... - 2010-02-02
Tekel İle İlgili Yazı Dizisi... - 2010-02-01
Tekel İle İlgili Yazı Dizisi... - 2010-01-30
Emekçiler, Kendilerini Kurtarırken Türkiye'yi De Kurtarma Fırsatı Yakalamıştır. - 2009-12-24

ANKET

Referanduma Evet mi ? Hayır mı ?

Evet

Hayır

Yorum yok

Dolar USD $
Alış: 1.4936 Satış: 1.5008
Euro EUR €
Alış: 1.9252 Satış: 1.9345

hava durumu

Hava Durumu