Türkiye’de
yıllardan beri bazı il merkezleri ile ilçeleri arasında amansız bir yarış,
amansız bir rekabet yaşanmıştır. Özellikle il merkezlerinden, nüfus ve ekonomik
yönden büyük olan ilçeler daima kendilerini illerinin hep üstünde görmüşlerdir.
(Bolu-Düzce, Gümüşhane-Bayburt,
Balıkesir-Bandırma gibi il ve ilçeler) Bu rekabet ve yarış Bilecik ile Bozüyük
arasında da uzun yıllardan beri yaşanmış, halen de yaşanmaktadır. (Tabi ki bu
rekabetler çok güzel, olması gerekenler ama kavgasız gürültüsüz olursa) .
Bu rekabetler sonucunda Bozüyük
sanayileşmiş, adeta hem bir sanayi şehri, hem de bir işçi cenneti olmuştu.
Sanayileşme ile birlikte esnaflık ve küçük boy işletmelerde bu paralelde
gelişmiş ve zenginleşmişti. Bozüyük bu zenginliği bulduğunda, bu durumun hep
böyle gideceğini zannederek, başka yönlerde yatırımlara yönelmemiş, yerli
ekonomisi, yani esnafların çarkı işçilerden gelecek paraya kalmıştı. Daha
önceki yazılarımda da belirttiğim gibi, Dünya’da yaşanan ekonomik kriz
nihayetinde Bozüyük’ü de vurmuş, sanayi kuruluşları bir bir kapanmış veya
kapanacak duruma gelmiş, dolayısıyla çalışan işçiler işsiz kalmıştır. Ekonomik
kriz elbette atlatılacak, bu devran böyle sürmeyecektir. Ama ne kadar zamanda
atlatılacağını şu anda pek kestirebilen de yoktur. Başka bir deyişle ekonomik
krizin meydana getirdiği tahribat ne kadar zamanda tamir edilir o da belli
değildir.
1970’li yıllarda Bozüyük
sanayileşirken, Bilecik yerinde saymış, ekonomik olarak Bozüyük’ün çok çok
gerisinde kalmıştı. Bu geri kalmışlık sadece ekonomik alanda olmayıp, sportif,
kültürel ve sosyal boyutları ile de kendini göstermişti. Yakın bir zamana kadar
Bilecik hep Bozüyük’e imrenerek bakmış, özellikle esnaf kesimi Bozüyük’e gıpta
etmişti. Bilecik’e sanayi 1980’li yıllarda gelmiş, bu sanayileşme ile birlikte
bir kıpırdanma olmuştu. Bilecik’le Bozüyük arasındaki ekonomik fark yıllar
boyunca kapanmaz diye bakılırken, Bilecik yaptığı bir atakla şu anda Bozüyük’ü
yakalamış durumdadır.
Bilecik’in
şu andaki en büyük şansı Üniversitesini kurmuş olmasıdır. Bugün Bilecik’te 8–9
bin civarında üniversite öğrencisi bulunmaktadır ki bunların %90’ı başka
illerden gelmiştir. İkinci bir şansı da Jandarma tugayının il merkezinde
olmasıdır. Burada da yaklaşık 8 bin civarında asker bulunmaktadır. Toplam 16–17
bin kişi Bilecik’e her ay dışarıdan sıcak para akıtmaktadır. Ekonomik kriz
nedeniyle Bilecik’teki fabrikalardan da işçi çıkmıştır. Fakat bu durum
Bilecik’i Bozüyük kadar etkilememiştir. Her öğrenci ve askerin ayda ortalama
Bilecik’e 500TL bıraktığını hesaplasak, Bilecik’in çarkını döndürecek paranın
buradan geldiğini görürüz.
Bozüyük
ekonomik kırılganlığını bir an önce üzerinden atmak istiyorsa, ya bir
üniversite, ya da en azından bir iki fakülteyi Bozüyük’te kurması
gerekmektedir. Bacasız sanayi olarak da adlandırılan Üniversitenin bir şehre
yaptığı katkılar yadsınamaz. İşte en yakın örnek dibimizdeki Eskişehir. İki
tane Üniversite Eskişehir’in ekonomisini ayakta tutmaktadır. Bozüyük
ekonomisinin kurtuluşunun en kestirme yolu Üniversite veya Fakültenin
gelmesinden geçmektedir. Burada yine iş Bozüyüklülere düşmektedir. Başta Sayın
Kaymakamımız, Belediye Başkanımız, Ticaret ve Sanayi Odamız, Esnaf Odalarımız
ve diğer sivil toplum örgütlerimiz çok acil olarak bu işe eğilmelidirler.
Saydığım kişi ve kurumların hiçbir şey yapmadıklarını söylemiyorum. Elbette ki
yapıyorlar, ama bu işin daha da hızlanması gerektiğine inanıyorum. En azından 2–3
bin öğrencinin okuyacağı bir fakültenin gelmesi bile Bozüyük ekonomisine canlılık
getirmeye yetecektir. Fakülte veya Üniversitenin gelebilmesi için de öncelik
altyapının yapılmasından geçmektedir. Öğrencilerin barınacağı yurtların
yapılması, fakülte veya Üniversite binasının bir an önce bitirilmesi gibi.
Bunun için de Bozüyük’te yaşayan kim varsa taşın altına elini koymalıdır
diyorum. Sadece Üniversite Rektörlüğünden, Kaymakam beyden, Belediye
Başkanından bu işleri yapmalarını beklememeliyiz. Kim üzerinde ne sorumluluk
hissediyorsa onu yerine getirerek görevini yapmalıdır. Bozüyük alternatif
yatırımlara yönelmediği müddetçe, dün Bilecik’in baktığı gibi, yarın da Bozüyük
Bilecik’e imrenerek bakar.