Mehmet TOSUN

Açılımlar ve Demokrasi


Yazının Eklenme Tarihi: 2009-02-22

Mehmet TOSUN Cihangazi Dertlerine derman arayan insanlar; işçiler, işsizler, küçük üreticiler, uygulanan politikalar sonucu işsiz kalan köylüler, yoksullar, dilini-kültürünü ifade edemeyen inancını-kültürünü özgürce yaşamak isteyen topluluklar, eşitlik isteyen kadınlar, gençler, çocuklar, aydınlar, sendika ve toplumsal kurumlar... Bütün bu kesimlerin acil sayısız hak ve özgürlük taleplerine kulaklarını tıkayıp; vaadler, ince hesaplar, yer kapma yarışları, kendinden olanı kayırma, yerleştirme uğraşıları, sosyal ve ekonomik ayrıcalık peşinde koşanlar sağlı sollu etkili tuzakları "açılım" başlığıyla halkın önüne koyup yerele yönelik siyaset startı verdiler. böyle bir zeminin ürettiği bakış açısı en önemli sorunu "türban" ve bu bağlamda halka ulaşmanın tek yolu türban temelli açılımlarda gördüler. Yerel yönetimler yerinde demokratik katılımın geniş emekçi, yoksul kesimin yararı ve birliği doğrultusunda çözüm ve uygulamalar ile anlam bulur. Karı değil, yoksul-emeğiyle geçinen kesimin insanca yaşamasını sağlayacak en temel gereksinmelerde(su, elektrik, doğalgaz, taşımacılık, rantı değil, ortak yaşamı kolaylaştırıcı, imar uygulamaları, farklı inanç ve kültür yapılarına eşit mesafede olma vb.) yoksulları baz alacak ve yerel yönetim olanaklarını halk adına kanaliz etme, kullanma yolundaki programatik yaklaşımlar yerel siyaset gündeminde ısrarlı, samimi zemin bulamıyor. Ülkenin ve halkın temel sorunlarını çıkış noktası yapamayan siyasal önermeler, faydacı düşünsel anlayışı ve tüm yüzsüzlükleriyle kendine yaralı olanın doğru olduğunu söyleyebilmektedir. Böylelikle bütün söylemleri dar elit bir kesimin çıkarlarına yönelik kurdulanmaktadır. Oysa cumhuriyetin kurulduğundan bu yana toplum ve bireyin dinsel dogmalardan kurtulup vicdan hürriyeti bağlamında dini siyasetin dışına taşımanın vazgeçilmez temeli laiklik yorumunun doğru özümsenmesi, uygulanmasıyla ilgili.Bugün buna geçmişten daha çok ihtiyaç duyulmaktadır. Egemenliğin kaynağının yeryüzüne inmesi, doğaüstü ve insanüstünden koparılıp insan yoplumuna devredilmesi, buna bağlı olarak kamusal düzenlemelerin kaynağının asla din olmaması, din kurllarının devlet işleri eğitim-öğretim alanlarının dışında tutulması toplumun ve düenin dizayn edilmesinde çıkış noktası yapılmadığında ısrarlı Laisizm dillendirmeleri bir anlam taşımamaktadır. Halbuki siyasetin alanı iktidar olma ve toplumu belli bir programatik biçimlendirmeye yönelikse; iktidar olma iddiasındaki bir siyasal oluşum olmazsa olmaz çıkış noktalarını belirlemek durumundadır. Hele yerel yönetimlerin halkla içiceliği bir takım vazgeçilmez ilkesel belirlemeleri daha da zorunlu kılıyor. Sermaye, medya ve siyasi hayat üzerindeki dinin etkileri çağdaş ve bilimsel gelişmenin önemli unsuru Laisizmi tartışma noktasına getirdi. Daha da önemlisi sosyo-kültürel ve siyasal yaşama ilişkin tespitleri geniş hatlarıyla belirlemeyi zorunlu kıldı. Bu noktadan kaynaklı açılımların arka planı demokratik veya demokratik olmayan siyasal süreçlerin olguları olarak görülemezse her geçen gün demokratik yaşamı ve sosyal ilerlemeyi daha da kuşatan içinden çıkılmaz sorunlarla karşılaşılacağını öngörmek zor değil. Devamı var.

Yeni Konu Aç

Geri Dön