(Emre GÜZEN)
MHP MYK Üyesi Erdil Balan’dan son günlerdeki yaşanan polemiklere ilişkin sert açıklamalarda bulundu.
Erdil Balan Konuşmasında “Çok Kıymetli Bilecikli Hemşerilerim, Hepinizin bilgisi dahilinde Bozüyük-Mekece duble yol açılışı 26.01.2010 tarihinde Başbakan tarafından yapılmıştır.Açılışta yolun önemini belirten açıklamalar yapılmış ve yolun yapımı da Hükümetin üstün başarılarına bağlanmıştır.Başbakan yaptığı konuşmada, ölüm virajları adıyla anılan bu yolun kaderini değiştirdiklerini kaydetmiştir.
Malumunuz üzere Başbakan ve Akp zihniyeti demogoji konusunda üstün ve nitelikli yeteneklere sahiptirler.Halka gerçekleri anlatmaktan ziyade lafı dolandırıp Akp’nin başarılarından bahsetmelerine her defasında tanık olduk.
-Ama hiçbir Akp yöneticisi, Bozüyük-Mekece duble yol projesinin ihalesinin,kredi temin anlaşmasının,yapılan ihale sözleşmesinin hangi hükümet döneminde ve hangi bakanlık tarafından yapıldığını açıklamamaktadır.
-Hiçbir Akp yöneticisi, bu yolun sözleşmeye göre hangi tarihte bitirilmesi gerektiği ve kendilerinin sayesinde hangi tarihte bittiğinden bahsetmemektedir.
-Hiçbir Akp yöneticisi, yolun neden geç bitirildiğini,siyasi otorite tarafından projenin bitirilmesi için sorumlu müteahhitlere hangi zaman dilimde ne kadar fiyat farkı ödendiğini; verilen bu fiyat farklarının arkasında çok ciddi kur değişimlerinin yattığını, bu vesileyle ödenen fiyat farklarının döviz cinsinden mi olduğundan bahsetmemektedir.
-Hepsinden önemlisi Sevgili Hemşerilerim Başbakanın da belirttiği gibi ölüm virajı adını alan bu yolun,siyasi otoritenin vasıfsızlığı nedeniyle zamanında bitmemesi yüzünden verilen canlardan,yanan ocaklardan,ağlayan gözlerden bahsetmiyorlar.
Sonuç olarak MHP ye ait Bakanlığın; başlattığı,kredisini temin ettiği,ihalesini sonuçlandırdığı bu projenin, süresinde bitmemesi ve bunun üzerine herşey normalmiş gibi gösteriler düzenlenerek halkın aldatılması hiçbir ahlaka hiçbir vicdana sığmamaktadır.2007 yılında bitmesi gereken bu proje 2009 yılının sonlarında hemen bitirilmiştir.
Bu vesileyle Sn.Poyraz’a soruyoruz;
1- Proje neden geç bitti?
2- Enteresan bir zamanlamayla fiyat farkı verilerek derhal hızlandırılan yolun önemi tarafınızca yeni mi anlaşıldı?
3- Sn.Poyraz’ın, yol inşaatında, 2002-2008 yılları arasında hiç ilerleme olmazken, seyretmekten başka bu proje üzerinde ne gibi bir emeği oldu?
4- 2007 Haziranından sonra eski yolda, Başbakanın tabiriyle ölüm virajlarında, hayatını kaybeden,madur olan,sakat kalan vatandaşlarımızın haklarını ve veballerini nasıl ödemeyi düşünüyorsunuz?
Ya da bu hiç aklınıza geldi mi?
Açılışta yaşanan diğer bir fiyasko ise oluşturulan çadır tiyatrosunda meydana gelmiştir.Bu vesileyle Bozüyük Belediye Başkanı’nın çadır tiyatrosunu terk etmesini takdirle karşılıyoruz.Verdiği tepkide onun yanındayız.Burada önemli olan Belediye Başkanlığı makamıdır.Ve halkın takdirini kazanmış hiçbir kişi veya kurum bürokrasi-siyaset arasındaki garip ve aşırı yakınlaşmaların kurbanı olmamalıdır.
Son günlerde dikkatimi çeken diğer bir husus ta Akp Bilecik Teşkilatı tarafından yapılan açıklamadır.Yaptıkları “aşırı” hizmetlerden bahsetmişler ve her zamanki tavırlarını sergilemişlerdir.Açıklamanın tek doğru tarafı ise geç de olsa 8 yılın sonunda dilenen “özür”dür.Biz bu özrü belki kabul edebiliriz ama siz esas rahatsızlığı Büyük Türk Milletine verdiniz.Bakalım bu özrü onlar kabul edebilecekmi? Evet rahatsızlık verdiğiniz doğrudur.Ama bu rahatsızlıklar hizmetlerden değil yanlış davranışlarınızdandır.Bunun en son örneği geçtiğimiz günlerde T.B.M.M.de yaşanmıştır.Sizi Türk Milleti Affetmeyecektir! En sert cevabı sandıkta alacağınızdan eminiz.Bugünkü telaşınız da bu yüzdendir.
Burada şahsi olarak dikkatimi çeken önemli bir husus bulunmaktadır.Akp yöneticisi, yaptıkları “büyük” hizmetleri sayarken çok önemli bir yanlışa düşerek güvenilirliğini ve inandırıcılığını kaybetmiştir.Adı geçen KIZILDAMLAR BARAJI’nı hizmetleriniz içinde saymaktasınız.Ben Erdil BALAN olarak o barajın Proje Koordinatörüydüm.Sizin Hükümetinizin o baraj ile hiç bir ilgisi yoktur.Sadece bitmiş baraja tören yaptınız ve sağolun o günlerde de bizi epey güldürmüştünüz.Bu sonuçla diğer saydığınız projelerde de kim bilir kimleri güldürdünüz.
Hükümetiniz, Türkiye gündemini ve Türk Milletini yeteri kadar rahatsız etmektedir;
Allah aşkına Bilecik gündemini de mesnetsiz açıklamalarınız ile siz rahatsız etmeyin;
Son günlerinizde biraz kendiniz olunuz, başkalarının yaptıkları ile övünmeden özgün hizmet getirmeye gayret ediniz,yiğidin hakkını yiğide teslim ediniz.
Değerli Bilecikliler,
Akp Hükümetinin fiyaskoları zamanla ortaya çıkmaya başlamıştır.Aylarca halkımızı huzursuz ettikleri,toplumsal telaşa yol açan grip salgını öngörüleri ise bunlardan birisidir.Özenli yapılmayan hükümet çalışmaları neticesinde vatandaşların vergileriyle milyonlarca lira harcanıp grip aşıları alınmıştır.Toplumu alakadar eden vaka’larda devlet zirvesinin önlem alması,halkı düşünmesi en tabi görevleridir ve bizler açısından da sevindiricidir.Fakat gerek alınan grip aşılarının ABD ve AB ülkelerinden farklı özellikler taşıyarak vatandaşlarımızın kobay olarak kullanılmaya çalışılmasının anlaşılması, gerek de Avrupa Konseyi Sağlık Birimi tarafından domuz gribinin "sahte bir salgın" olduğu,ölüm sayılarının abartılarak maddi rantlara yol açılmasının sağlandığı yönündeki açıklaması, Hükümetimizin bu konudaki beceriksizliğini de gözler önüne sermektedir.
MHP Kırıkkale Milletvekili ve Sağlık Eski Bakanı Sn.Osman Durmuş aşı polemikleri başlamadan önce bu durumun abartıldığını,aşı olmayacağını,halkımızın denek yapılmak istendiğini açıklamıştı.Açıklamasının ardından da yoğun eleştirilere maruz kalmıştı.Mecliste yaptığı devlet terbiyesine sığmayan davranışlar ile koltuğunun kendisinden kat ve kat büyük olduğunu ispatlayan Sağlık Bakanı Recep Akdağ ise Sn.Osman Durmuş’u bilgisizlik ve cahillikle suçlamıştı.Başbakan ise bilgili bakanının arkasında duramamış farklı bir yol izlemişti.Şu an 2010 yılının Şubat ayındayız ve tarih kimin haklı kimin bilgisiz ve cahil olduğunu ortaya çıkarmıştır.AB ülkeleri konunun abartıldığının farkına Hükümetimizden önce varıp aşı siparişlerini iptal etmişler veya azaltmışlardır.Hükümet ise elinde kalan milyonlarca aşıyı hibe etme yoluna gitmektedir.Yardıma muhtaç olana el uzatmak büyük bir erdemdir fakat halkın parasının boş yerlere harcanması ise affedilebilecek bir husus değildir.
Benim bu noktada sormak istediğim ise “Bilecik Akp Milletvekili, Başbakanına inanarak aşı vurdurmadı mı yoksa Sağlık Bakanına güvenerek aşı oldu mu” yönündedir.Belki de Hükümetinin yaşadığı bu çelişkilerin dışında kalmak istiyor da olabilir.
Şimdi kendisine sormak istiyorum Sn.Milletvekili domuz gribi aşısı oldunuz mu olmadınız mı?
Eğer olmadıysanız hemen aşı olun hiç olmazsa bir aşıyı kurtarmış olalım.
Kıymetli Hemşerilerim,
Daha önceki açıklamalarımda da üzerinde ehemmiyetle durduğum Kürt Açılımı meselesinin geldiği noktayı değerlendirmek istiyorum.
Yaklaşık 1 yıldan beri ülke siyasetinin odak noktası haline gelen bu yıkım projesinin yol açtığı felaketler artık halkımız tarafından daha net analiz edilebilmektedir.Yurdumuzun dört bir yanında oluşturulan kaos ortamı Milli birlik ve beraberliğimizi temelinden sarsmaktadır.Daha sürecin ilk başlarında içi boş olarak ortaya konulan proje zaman geçtikçe daha da saçma bir hale gelmektedir.Öncelikle biz Milliyetçi Hareket Partisi ve camiası olarak her türlü ayrımcılığa,ırkçılığa,şovenizme karşıyız.Ülkemizde yaşayan ve Türkiye Cumhuriyeti nüfus hüviyetine sahip olan her bireyi Türk vatandaşı olarak nitelendirmekteyiz.Fakat devletimizin ve milletimizin bölünmez bütünlüğünü tehlikeye düşürecek her türlü unsur ve art niyetlerle mücadele etmek bizim asli vazifemizdir.Bu vesileyle daha Türk olduğunu ifade etme erdemine sahip olamayan kimselerin demokratikleşme ve birleştirme bahanesiyle, halkımızı oluşturan çeşitli unsurlar üzerindeki pis oynlarına kesinlikle göz yumamayız.
Gelişmelere daha somut yaklaşacak olursak sadece güncel basını-tabii yandaş medya hariç-takip edebilirsek yaşanan acı gelişmeleri gözlemleyebiliriz.Hükümetin basiretsizce ortaya atıp pervasızca uygulamaya çalıştığı projeler kapsamında,kozmopolit yapıya sahip olan birçok kentimizde ve doğu illerimizde ne yazık ki artık etnik düşmanlık boyutlarına ulaşabilecek farklılıklar yaşanmaya başlanmıştır.Artan şehit cenazeleriyle birlikte yüreklerimiz artık daha acı yanmakta,gözyaşlarımız daha fazla akmaktadır.Milli birliğimizin sembollerine olan saygı azalmış-veya bilinçli azaltılmış-,milli marşımızdan,üniter yapımıza; resmi dilimizden,Atatürk ilke ve inkılaplarına ;daha 10 yıl öncesine kadar kimsenin aklından bile geçiremeyeceği ayrılıkçı,bölücü,dış mihraklı fesat düşünceler maalesef artık devlet zirvelerinde konuşulur hale gelmiştir.
Milliyetçi,ülkücü felsefeye sahip camiamız açısından bu gelişmelerin kabul edilebilir hiçbir yanı yoktur.Ve halkımızın da bu konlarda bizimle tamamen aynı fikirde olduğuna yürekten inanmaktayız.Milliyetçi Hareket her zaman için kişi hak ve özgürlüklerine;sosyal devlet anlayışına ve adalet mekanizmasına saygı göstermiş elinden gelen desteği verme gayreti içerisinde bulunmuştur.Doğu bölgelerindeki vatandaşlarımızın sahip oldukları kültürel çeşitlilikleri Türk Kültür ve Medeniyeti çizgisinde birleştirmeyi başarmış ve yapılan,yapılacak olan tüm ayrımları reddetmiştir.Buna ilaven de etnik ayrımcılık,etnik bölücülük vb.faaliyetler karşısında Yüce Türk Milletinin oluşturduğu yekpare tek vücut olabilmiştir.
Tüm bu açıklamaların sonucu olarak üzülerek ifade ediyorum ki;
Artık ülkemizde kürdistan diye çocuk isimleri konulmakta,
Daha düne kadar kardeşlerimizi,evlatlarımızı,askerlerimizi katleden terörist vatan hainleri dağdan indirilerek törenlerle karşılanmakta,
Bölücübaşına milyonlarca lira harcanıp rahatının sağlanması telaşına düşülmekte,
Ve tüm bunlar Bütük Türk Milletinin gözü önünde adeta dalga geçercesine yapılmaktadır.
Burada sormak istediğimiz asıl soru şudur;
Yukarıda bahsettiklerim, sürdürülmek istenen yıkım projesinin sadece birkaç sonucudur.
Akp yöneticileri, gerçekten de Kürt Açılımı adını taşıyan hezimetin bir birlik projesi olduğunu mu düşünüyorsunuz? Eğer cevabınız evet ise gelişen bu olayları nasıl açıklıyorsunuz?
2002 yıllarında azalmakta olan bölücü terör etkileri 3 Kasım dan itibaren hızla artmaktadır.Bunun nedeninin ne olduğunu düşünüyorsunuz?
Yoksa araştırıp düşünmeyip te olaylara “ver-kurtul” mantığıyla yaklaşmak için mi bu yıkım oyununu tezgahladınız?
Değerli Hemşerilerim,
Son günlerde Başbakanın, il ve ilçe Mülki yöneticilerine ve parti temsilcilerine açılımı halka anlatma emri verdiğini hepimiz basından takip ettik.
Hemen akabinde ise Diyarbakır Valisi Sn. Hüseyin Avni Mutlu’nun; devlete,millete, hükümete tüm kaide ve terbiye sınırlarını zorlayarak resmen söven vatan haini belediye başkanı osman baydemir ile neşeli bir şekilde bilardo oynamasına tanık olduk. Yaşanan bu trajedi karşısında ister istemez aklımıza çeşitli sorular gelmektedir.
Acaba yaşadığımız yerde,Bilecikte de Valimizin aldığı emirler doğrultusunda, pkk lılarla sevecen pozlar vermesine tanık olacak mıyız?
Açılımı anlatma,halkı aydınlatma,demokrasi düzeyini yükseltme amacıyla bu tip rezillikleri kentimizde de yaşayacak mıyız? Gerçekten merak ediyoruz.
Eğer Bilecikli yöneticilerimiz hükümetin geliştirdiği bu yıkım projesini, bize daha farklı yollardan anlatmayı düşünüyorlarsa da yukarıda saydığım projenin yıkıcı sonuçlarının nedenlerini bir de onlardan dinlemeyi heyecanla beklemekteyim.
Değerli Bilecik Halkı,
Ülkemizin birlik ve beraberliği,üniter yapısı,maddi ve manevi unsurları bu gibi olaylarla tehlikeye düşürülürken,gözümüzün önünde başka bir dram daha yaşanmaktadır;Tekel işçileri sorunu.
Sosyal Devlet,toplumsal adalet anlayışından bihaber olan hükümet,ülkemizin birçok değeri gibi Tekel i de sonuçlarını düşünmeden özelleştirmiştir.Plansız programsız yapılan özelleştirme işlemlerinin sonucunda, diğer işletmelerde olduğu gibi Tekel işçileri de mağdur edilmiştir.Yaklaşık 12.000 Tekel çalışanı kadrolu işçi statüsünde olmalarına rağmen gelecekleri düşünülmemiş,kadroları değiştirilmemiş ve binlerce vatandaşımız aileleriyle birlikte ortada bırakılmışlardır.Yaşanan bu gelişmeyle birlikte eczacıların,memurların,emeklilerin,çiftçilerin uğradıkları haksızlıklar iyice günyüzüne çıkmaktadır.Tüm bu gelişmelerin akabinde ülkemiz çıkmaz sorunlara sürüklenmekte,ekonomimiz söylendiğinin aksine küçülmekte,birçok gencimiz geleceğe karamsarlık ile bakmaktadır.
Yaşanan tüm bu üzücü olaylar karşısında Milliyetçi Hareket Partisi olarak Yüce Türk Milletinin müsterih olmasını dileriz. MHP Genel Başkan Yardımcısı Sayın Tunca Toskay’ın ifadesiyle; ”İktidara geldiğimizde ilk yapacağımız iş havaalanlarını ve çıkış kapılarını tutmak olacaktır. Başbakan oğluna aldığı gemiciğin, boğaz sırtlarındaki 5 villanın hesabını verecektir.'
Bu vesileyle Sevgili Bilecik Halkını saygı ile salamlıyor,kendilerine sabırlar diliyoruz.”dedi.
|